Home » İZİN VERİN ÖYKÜNÜZÜ VERİLERİNİZ ANLATSIN

İZİN VERİN ÖYKÜNÜZÜ VERİLERİNİZ ANLATSIN

Lindsay Tjepkema
Lindsay Tjepkema , Global Head of Content , Emarsys

Pazarlama profesyonelisiniz. İşiniz öykü anlatmak. Müşterilerinizi heyecanlandıran ve en sonunda yatırım getirinizi yükselten, güzel tasarlanmış öyküler yaratmak istersiniz. İyi bir öykünün nasıl olması gerektiğini bilir, gördüğünüzde potansiyelini anlarsınız. Peki yeterince yakından bakıyor musunuz? Kendi verilerinizin size ne anlattığına kulak veriyor musunuz? Yoksa veri tabanınızdaki muazzam miktardaki bilgi size hareket imkanı vermediği için bakışlarınızı kaçırıyor musunuz? Büyük olasılıkla sadece yüzeye bakıp, iyi bir öykü anlatmanızı sağlayacak kritik bilgileri göz ardı ediyorsunuz.

 

Doğru verileri bulmak

Yöneticilerin % 88 gibi şaşırtıcı orandaki çoğunluğu, sahip oldukları verilerin şirketlerini nasıl etkileyebileceğini anlamıyor. Bu da şirketler bir yandan çok miktarda veriye yatırım yaparken, aslında amacına göre yani şirketlerinin öyküsünü anlatmak için bu verileri pek kullanmıyor anlamına geliyor!

big data gapPractical analytics hakkındaki bir çalışma şirketlerin gerçekte ne kadar veri kullandığını bir grafikle görselleştirmiş.

Pek çok durumda pazarlama profesyonelleri, müşterilerini anlamak ve hangi ürünlerin, teşviklerin ve mesajların müşterilerinin satın alma davranışlarını tetiklediğini bilmek için aslında ihtiyaçları olmayan veriler arasında boğuluyor. Dolayısıyla, karmakarışık bir veri yığınının içinde kaybolmadan ilgili bilgilere gerçek zamanlı olarak erişebilmek, etkin bir öykücü olmak için şart.

Başarılı öykülerin anahtarı

Neden? Çünkü müşterilerinizin mutluluğunun anahtarını verilerinizde bulabilirsiniz ama aramanız gerekir. İlgi alanlarını, ürün beğenilerini, tercih ettikleri iletişim kanallarını, satın alma davranışlarını, vs. bilmezseniz, müşterilerinizi nasıl heyecanlandırabilir ve ilgilerini çekebilirsiniz? Önermeniz doğru değilse, en ilgi çekici öykü bile işe yaramaz.

Tırmanma ekipmanları için çok güzel tasarımlı bir e-posta hazırladığınızı, ilgi çekici olsun diye de Everest’e tırmanma konulu bir öykü kurguladığınızı düşünün.

… AMA…

Sonra tutup bu e-postayı geçen yaz mayo alan ve büyük olasılıkla bir hafta önce deniz tatilinden dönen müşterilere gönderiyorsunuz.

Basit bir ifadeyle: E-postanız ne denli güzel ve cazip bir şekilde tasarlanmış olursa olsun, ilgilenmeyeceklerdir.

Bu nedenle anlatacağınız her öykünün omurgasını verileriniz oluşturmalıdır. Bir tarafta öykünün son hali, bir tarafta ise onu başarıya taşıyacak çerçeve var; şöyle düşünün:

Let data tell your story - table

Öykü anlatma bilimi ve sanatı

Öykü anlatmanın bilimsel yanı, öykünüz için doğru çerçeveyi bulmaktır; kullandığınız pazarlama çözümü bunların hepsini sizin için yapabilmelidir.

Peki sanat yanı? O da sizsiniz. Bütün bu unsurları bir araya getiren, onları güzelce toparlayarak müşterilerinizin dikkatini çekecek ve yatırım getirisini yükseltecek, ilgili ve yaratıcı bir öykü yaratmak da size kalıyor.

Günümüzde pazarlama profesyoneli olmak, hem verilerden yararlanabilmek hem yaratıcı olabilmek, müşterilerinizi mutlu edecek ilginç öyküler anlatabilmek anlamına geliyor. Ama veriler sadece geri plandaki bilim, bir çerçeve. Sonuçta o verilerle nasıl bir öykü anlatacağınıza SİZ karar vereceksiniz.